Yaşlılıkta Dikkat Edilmesi Gereken 7 Konu

YAŞLILIKTA BESLENME NASIL OLMALI, YAŞLILIKTA BESLENMENİN ÖNEMİ:

Yaşlılık Nedir; anne karnından başlayarak yaşamın sonlanmasına kadar devam eden doğal bir süreçtir.

Yaşlanma Nedir; zamana bağlı olarak, hastalık söz konusu olmaksızın ortaya çıkan vucüt yapısında , organların işlevlerinde, hücrelerin dokuların ve organizmanın fizyolojik işlevlerinde oluşan çoklu değişikliklerdir. 65 yaş ve üzeri bireyler “yaşlı” olarak tanımlanmaktadır. İlerleyen yaşla birlikte insan vücudunda oluşan değişiklikler, duyusal ve motor gerilemenin yanı sıra mental durumda değişiklikler, beslenme bozukluğu ve çoklu hastalık durumlarının görülme sıklığının artması nedeniyle ilaç kullanımı yaygındır.

Yaşlılıkta Beslenme: yaşlı bireyleri beslenmesi düzenlenirken, fizyolojik değişiklikler, fiziksel nedenler, sosyo-ekonomik nedenler, psikolojik nedenler, kronik hastalıklar, ilaç besin etkileşimi göz önünde bulundurularak enerji ve besin yeterli miktarda alınmasına dikkat edilmelidir. Böylece yaşlıların çoğunluğunun enerjik, yaşam dolu ve bağımsız bir yaşam sürdürmeleri kolaylaşır, sağlılığı korunur, yaşam kaliteleri ve beklenen yaşam süresi artar.

Yaşlılıkta Beslenme; hastalıkların önlenmesinde, geciktirilmesinde ve tedavi edilmesinde, sakatlıklardan korunmada ve kronik hastalıkların önlenmesinde önemlidir.

 

Yaşlılıkta beslenmeyi etkileyen etmenler nelerdir;

Yaşlılıkta beslenmede vücutta meydana gelen değişikliklerdir. Bunlar;

  1. Tat ve koku duyusunda
  2. Tükürük salgısında
  3. Mide bağırsak fonksiyonlarında azalmadır.

Yaşlılarda posa alımı, kompleks karbonhidrat, sebze ve meyve tüketimindeki azalma nedeniyle sıklıkla yetersizdir. Bu sebeple kabızlık problemi sürekli karşılaşılan problemdir. İlaç kullanımıyla bu durumun giderilmesi sonucu bağırsak florasında tahribat meydana gelmektedir. Bu sebeple laksatif etki yapan ilaçlara bir süre sonra bağımlılık söz konusudur. Bu durumun önlenebilmesi için ,eğer diyet ile yeterli posa alınamıyorsa bağırsak hareketleri ve faaliyetlerinin düzenlenebilmesi için posa , probiyotik-prebiyotik takviyesi yapılabilmalıdır.

  • Yaşlılıkta beslenmeyi etkilen hastalıkların tedavi süreçleri ve hastalığa bağlı kullanılan ilaçlar,
  • Yaşlılıkta beslenmeyi etkileyen kronik hastalıklar ve bunlar,

 

  1. Hipertansiyon

Yaşlılarda hipertansiyon yaşın ilerlemesine bağlı olarak zemininde gelişen kalp yetersizliğinin sıklığı ve etkileri giderek arttığı görülen önemli bir sağlık problemidir. Sık karşılaşılan sol ventrikül diyastolik disfonksiyonu ile beraber olan, yaşlı hipertansif  hastalardaki kalp yetmezliğinin kanıta dayalı tedavisi için, eldeki imkanların sınırlı olması ilginç bir durum olarak görülür. Bu tür hastalarda öncelik olarak hedefin sistolik veya diyastolik hipertansiyonun tedavisi gerekmektedir.

Büyük tansiyon 60’lı yaşlardan sonra artma gösterir iken, küçük tansiyon 60’lı yaşlarda en yüksek seviyeye gelebilir. Sonrasında yaklaşık aynı seviyeye gelir veya az bir düşme görülebilir. Büyük tansiyonun yüksek, küçük tansiyonun aynı değerlerde kalmasından kaynaklanan kalp damar hastalıklarının ölüm riskinin 2-5 kat daha fazladır. Normal tansiyon değerleri olan yaşlılarla, yüksek tansiyon hastası olan yaşlıların ölüm ve felç olma riski % 51 civarı fazla olduğu bilinmektedir.

 

  1. Osteoartrit

Osteoartrit, halk arasında bilinen ismiyle kireçlenme, eklemlerde kıkırdak dokunun  yapısında bozulma, kıkırdakta incelme, aşınma ve tahribatın ortaya çıktığı en sık görülen eklem hastalığıdır. En sık diz, kalça, el bileği ve omurgada görülmektedir. Eklem kıkırdağı ve altındaki kemik bütünlüğünün bozulmasına neden olan çok çeşitli etmenler sonucu ortaya çıkan semptom ve klinik muayene bulgularla karakterize bir hastalıktır.

Osteoartritte en temel şikayet eklem ağrısıdır. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ağrı zaman içerisinde alevlenmeler gösterebilir. Ağrı genellikle eklem hareketleri ile artış gösterir. Eklemde hava değişiklikleri ve soğuk ile artan ağrı verahatsızlık hissi ortaya çıkabilir. Özellikle eklemin kullanılmasından sonra eklem şişliği ve eklem sertliği ortaya çıkabilir. El parmaklarının en uç eklemlerinde küçük kemik doku şişlikleri oluşabilir. İleri evrelerde eklem hareketlerinde kısıtlılık gelişebilir.

Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat fazla görülür. Genelde 50 yaşın üstünde ortaya çıkan bir durumdur. Hastalığın ilerlemesi ile birlikte eklemlerde yük taşınmasını sağlayan kıkırdağın tamamen ortadan kalktığı ve kemik yüzeylerin birbiri ile temas etmeye başladığı görülür. İlerleyen kıkırdak harabiyeti ile birlikte eklemde ağrı ortaya çıkar.

Orta ve ileri yaşta olmak, şişmanlık , eklem hastalıklarına kalıtsal yatkınlık ,geçirilmiş eklem yaralanmaları, kıkırdak yapısını etkileyen hastalıklar (Romatoid artrit, gut vb.), eklem çevresi kas gruplarının zayıf olması, eklemlerde yük dağılımı dengesini bozan şekil bozuklukları osteoartitin riks faktörleri olarak gösterilmektedir.

 

  1. Osteoporoz
  • Yaşlanma ile kemik dokusu ve metabolizması üzerinde oldukça kompleks, önemli değişiklikler meydana gelmektedir. 65 yaş üzerinde diyetle alınan kalsiyum miktarı azalmaktadır. Ayrıca barsaktan kalsiyum absorbsiyonu adölesan yaşa göre % 50 düşüktür. D hipovitaminozu yaşlılarda endemik bir problemdir. Bu durum diyetle D vitamini alımında azalma, güneş ışığına maruziyette azalma, deride sentez yeteneğinde azalma, böbreklerden salgılanan aktif vitamin D metaboliti oluşturacak enzimlerin aktivitesindeki azalma gibi pek çok mekanizma ile ortaya çıkmaktadır.
  • Yaş, osteoporozun ve kırık riskinin en önemli belirleyicilerinden biridir. Yaşlı sayısının hızla arttığı dünyada osteoporoz çok sayıda kırığa yol açması nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kemik kaybı 30’lu yaşlarda başlar, 80 yaşına gelindiğinde kemik kütlesinin % 30’u kaybedilmiştir. Femurda kemik kaybı hızı yılda % 0.5 civarındadır. 60-64 yaş grubunda osteoporoz sıklığı %18,5 iken, 65 yaş yaş üstündeki her üç kadından biri ve her sekiz erkekten biri osteoporotiktir. Omurga ve kalça kırıklarının %90’ı osteoporozdan kaynaklanır.
  • Herhangi bir bölgede 10 yıllık kırık oluşma riski 50 yaşında erkekte % 7, kadında % 10 iken bu sıklığı 70 yaşında erkekte % 9, kadında % 22’dir. Ömür boyu kemik kırılganlığı riskine bakıldığında 50 yaş üzerindeki popülasyonda toplam kırık riski oranı kadınlarda %40 ve erkeklerde %13’tür ve bu kırıkların 2/3’ü 75 yaş üzerindeki kişilerde görülür.
  • Özellikle yaşlı bireylerde sıklıkla karşılaşılan kalça kırıklarının mortalitesi yüksektir. Kırığı takiben ilk yıl içinde ölüm hızı % 20 olup, % 50 hastada uzun süreli mobilite kaybı ve % 25 hastada tam bağımlı yaşamla sonuçlanmaktadır. 2050 yılında dünyada bir yıllık kalça kırığı sayısının 6.2 milyona yükseleceği tahmin edilmektedir.

 

  1. Diyabet
  • Diyabetin görülme riski yaş ilerledikçe artmaktadır.65 yaşın üzerinde ki pek çok hastada genellikle ağır, hatta uzun süreli hastane tedavisi gerektiren özel belirtilere yol açar. Yaşlı bireylerin şekeri kaldıramaması pek çok etkenin yol açabileceği bir dizi bozukluğa bağlıdır. Bu etkenler arasında beslenme bozuklukları, fiziksel etkinlikte bulunmamak, glukozu alan ve depolayan yağ dokusunun azalması, insülin salgılanmasındaki bozukluklar ve insüline karşıt işlevli maddeler sayılabilir.
  • Yaş ilerledikçe çevre dokuların insüline duyarlılığı azalır, fakat pankreas hücreleri insülin salgılamayı sürdürme eğilimi gösterirler. İnsülin etkisine duyarlılığın azalması öncelikle kas kütlesinin dolayısıyla glukoz kullanımının azalmasına sebep olur.
  • Araştırmalara göre diyabet hastalarının %45 i 65 yaşın üzerindeki kişiler oluşturmaktadır. 65-74 yaş grubunda tip2 diyabetin görülme sıklığı %20’dir.

Yaşlılıkta Görülen Diyabet Tipleri:

1) Birincil Sebeplerden ortaya çıkan Diyabet:

İnsüline bağımlı olmayan, şişman bireylerde görülen diyabet (Tip2)

İnsüline bağımlı olmayan, normal kilodaki bireylerde görülen diyabet (Tip1)

Hastada zayıflama ve ketoz görülen, insüline bağımlı diyabet (Tip1)

2)İkincil Sebeplerden Ortaya Çıkan Diyabet:

Pankreas hastalıkları

İç salgı bezi bozuklukları

İlaçlar ve kimyasal maddeler

Kalıtsal hastalıklar

  1. Kanser

65 yaş ve üstünde ölümle sonuçlanan en yaygın durumlardan biridir. U.S. Centers for Disease Control and Prevention araştırmalarına göre 65 yaş ve üstü erkeklerden %28’i kadınlardan ise %21’i kanser ile mücadele etmektedir. Erken önlem ve beslenmeye dikkat ederek yaşam kalitenizi arttırabilir, kansere yakalanma riskiniz azaltabilirsiniz.

  1. Demans ve Alzheimer

U.S. Centers for Disease Control and Prevention  istatistiklerine göre 65 yaş ve üstü her yüz bin kişinin 184’ü Alzheimer hastalığıyla karşı karşıyadır. The Alzheimer’s Association raporuna göre dünyada 65 yaş üstü yaklaşık 5 milyon yetişkin Alzheimer’dır fakat kaç kişide bu durumun kronik olduğunu saptamak zor olduğundan kesin bir sayıya ulaşılamamaktadır.

  1. Kalp damar hastalıkları
  • Yaşlılıkta beslenmeyi etkileyen sosyal ve ekonomik durumlar
  • Fiziksel ve psikolojik durum
  • Yaşlılıkta beslenmede diyet bireye özledir.
  1.     OBEZİTE

Azalan fiziksel aktivite kapasitesi, enzim aktivitesi ve enerji harcamasına bağlı olarak yaşlılıkta kilo artışı sıkça karşılaşılan sorunlardan biridir. Beslenme konusunda sağlıksız alışkanlıklar ve davranışlar yaşla birlikte obeziteyle beraber birçok komplikasyona sebep olmaktadır.

Yaşlılık döneminde yeterli ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite alkol ve sigaradan kaçınma yaşam kalitesini arttırır.

YAŞLILIKTA BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK İLKELER

  • Besin çeşitliliği arttırılmalıdır. Yaşlının beslenmesi ekonomik durumuna ve yeme alışkanlıklarına bağlı olarak olanakları ölçüsünde, dört besin grubundaki besinlerden her öğünde tüketilcek şekilde düzenlenmelidir.
  • Az ve sık beslenilmelidir. Öğün sayısı arttırılmalıdır. Böylece her öğünde yenilen miktar azalır ve sindirim güçlüğü önlenebilir. Yaşlıda midenin boşalması geciktiğinden ve mide asit salgısı azaldığından, öğün sayısı arttırılarak (üç ana-üç ara öğün) her öğünde yenen miktar azaltılır. Böylece sindirim güçlükleri önlenir. İştah kaybı olduğundan öğünler atlanmamalıdır.özellikle kahvaltı çok önemlidir
  • İdeal vücut ağırlığı korunmalıdır. Yaşlılarda enerji gereksinimi azalır. Vücutta yağ dokusu artar. Fiziksel aktivite artırılarak vücut ağırlığı korunmalıdır. Yürüme, bahçe işleri ve yavaş tempoda koşma gibi günde 30 dakika süreyle yapılacak egzersizler, yaşlılık döneminde uygundur. Günlük alınan enerji normal vücut ağırlığını koruyacak şekilde ayarlanmalıdır.
  • Sıvı tüketimi arttırılmalıdır. Yaşlılarda, susama duygusundaki bozukluk nedeniyle diyette sıvı miktarı arttırılıp günde en az 8-10 su bardağı su tüketilmelidir. Su içmek için susama beklenmemelidir. Aşırı çay ve kahve tüketiminden sakınılmalıdır. Taze sıkılmış meyve suları, juicelar, badem sütü, bitki çaylarının tüketimi arttırılmalıdır.
  • Tuz tüketimini azaltılmalıdır. Sofrada yemeklere tuz eklenmemelidir. Kavurmalar, tuzlanmış balık, salamura yaprak ve zeytin, turşu tüketilmemelidir. Tuz miktarı azaltılarak, böreklerin yükü hafifletilir. Böylece tansiyon ve osteoporoz yönünden önlem alınmış olur.
  • Düşük yağlı ve düşük kolesterollü besinler tüketilmelidir. Doymuş yağ tüketimi azaltılmalıdır. Kırmızı et yerine beyaz et( balık, tavuk ve hindi eti) tketilmelidir. Etteki görünür yağlar temizlenmeli etli yemeklere ekstra yağ eklenmemelidir. Balık tüketimi haftada en az 2 olmalı, pişirme yöntemi olarak suda, ızgarada veya fırında tercih edilmelidir.
  • Taze sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır. Çeşitli türdeki taze sebze ve meyveler tüketilmelidir. Çiğneme ve yutma güçlüğü olan bireylerde yemekler yumuşak ve sulu şekilde hazırlanmalıdır. Meyve ve sebzeler smoothie ya da juice şeklinde tüketilebilir.
  • Şeker tüketimi azaltılmalıdır. Ağır tatlılar, hamur işleri, kızartmalar tüketilmemeli yerine meyve ile tatlandırılmış çiğ tatlılar tüketilmelidir. Yaşlılarda tat ve koku alma duyuları azaldığı için yemeklere aşırı tuz ve şeker katma ihtiyacı oluşur. Şişmanlık ve yüksek tansiyon riskini arttırmamak için yiyecekler değişik tatlarda sunulmalıdır. Karaciğer ve safra fonksiyonlarında ve enerji harcamasında azalma olduğundan dolayı ağır tatlılar (tulumba, kadayıf, baklava vb) ve hamur işleri yaşlıların diyetinde yer almamalıdır. Prebiyotik özelliğinden dolayı yoğurt sıklıkla besinlerle tüketilmelidir.
  • Posa tüketimi arttırılmalıdır. Yaşlılarda bağırsak faaliyetleri azaldığından kabızlığa neden olur bağırsak hareketlerinin arttırılması ve kabızlığın önlenmesi , kan şekerinin düzenlenmesi, kan kolesterolünün düşülmesi ve bağırsak kanserinin önlenmesi için diyette yeteri kadar posa bulunmalıdır. Posa kaynakları yönünden zengin, kuru baklagiller, tam tahıl unlar, kinoa ve chia gibi süper gıdalar tüketilmelidir.
  • Kalsiyum içeren tohum sütleri tercih edilebilir. İçeriğindeki E vitamini zenginliği de oksidatif stresin azalmasında yardımcı olan badem ve türevleri diyete eklenmelidir.
  • Çay ve kahvenin aşırı tüketiminden sakınılmalı, sigara ve alkol kullanılmamalıdır.
  • Besinlerle ilgili en önemli konu doğru yöntemle pişirmedir. Buharda pişirme, ızgara ya da kurutma işlemleri bu durumlarda çok daha etkili olacaktır.

 

REFERENCES

http://www.turkgeriatri.org/osteoporoz_rapor.php

http://www.saglikweb.com/yaslilik/yaslilikta.seker.hastaligi.asp

 

 

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
NUMARANIZI BIRAKIN, SİZİ ARAYALIM!