SOĞANIN SAĞLIĞA FAYDALI 9 ETKİSİ

Tüm sebzeler sağlığa faydalıdır ancak bazılarının sağlık üzerine eşsiz bir etkisi bulunur.

Soğanlar  aynı zamanda yeşil soğan, sarmısak, pırasa, frenk soğanını da içeren  Allium Genus denilen cinsten gelmektedir.

Bu sebzeler, birçok yönden sağlığa yararlı çeşitli vitaminler, mineraller ve güçlü bitki bileşikleri içerir.

Aslında, soğanların tıbbi özellikleri eski zamanlardan beri, baş ağrısı, kalp hastalığı ve ağız yaraları gibi hastalıkları tedavi etmek için kullanıldığında ortaya çıkan etki sonrası anlaşılmıştır.

İşte soğanın 9 faydası

1. Besinler ile Donatılmıştır.

Soğan besin bakımından yoğundur, yani kalorileri düşük, vitaminleri ve mineralleri yüksektir.

Bir orta boy kuru soğan sadece 44 kaloriye sahiptir ve önemli miktarda vitamin, mineral ve lif sunar.

Bu sebze özellikle bağışıklık sağlığını, kollajen üretimini, doku onarımını ve demir emilimini düzenleyen bir besin maddesi olan C vitamini bakımından yüksektir.

C vitamini aynı zamanda vücudunuzda güçlü bir antioksidan görevi görerek hücrelerini serbest radikallerin neden olduğu hasara karşı korur.

Soğanlar ayrıca folat (B9) ve piridoksin (B6) dahil olmak üzere B vitaminleri bakımından zengindir – metabolizma, kırmızı kan hücresi üretimi ve sinir fonksiyonunda önemli rol oynar.

Son olarak, birçok insanda eksik olan potasyumun iyi bir kaynağıdır.

Normal hücresel fonksiyon, sıvı dengesi, sinir aktarımı, böbrek fonksiyonu ve kas kasılması için potasyum gereklidir.

Özetle, soğan B vitaminleri, C vitamini ve potasyum gibi besin maddelerinden yüksek az kalorili bir besindir.

2. Kalp Sağlığı Bakımından Faydalıdır.

Soğanlar, iltihaplanma ile savaşan, trigliseritleri ve kolesterol seviyelerini azaltan bileşikler içerir. Bu bileşenlerin azalması demek kalp sağlının iyileşmeye gittiğini gösterir bu yüzden kalp için çok faydalı bir besindir.

Güçlü anti-enflamatuar özellikleri ayrıca yüksek tansiyonun düşürülmesine ve kan pıhtılarına karşı korunmaya yardımcı olabilir.

Kersetin, soğanlarda yüksek oranda bulunan flavonoid bir antioksidandır. Güçlü bir anti-enflamatuar olduğundan, yüksek tansiyon gibi kalp hastalığı risk faktörlerini azaltmaya yardımcı olur.

Yüksek tansiyonu olan 70 fazla kilolu kişide yapılan bir araştırma, kersetin bakımından zengin soğan özü günde 162 mg dozunun, sistolik kan basıncını plaseboya kıyasla 3-6 mmHg kadar önemli ölçüde azalttığını buldu.

Soğanın, kolesterol seviyesini düşürdüğü de gösterilmiştir.

Polikistik over sendromlu 54 kadında yapılan bir çalışmada (PKOS), fazla miktarda çiğ kırmızı soğan tüketmenin (fazla kilolu ise 40-50 gram / gün ve obez ise 50-60 gram / gün) sekiz hafta boyunca toplamkolesterolü ve “kötü” kolesterol olan LDL’yi azalttığı bulundu.

Ek olarak, hayvan çalışmalarından elde edilen kanıtlar, soğan tüketiminin, iltihaplanma, yüksek trigliserit seviyeleri ve kan pıhtısı oluşumu dahil kalp hastalığı için risk faktörlerini azaltabilmektedir.

Özetle araştırmalar, soğan yemenin yüksek tansiyon, yüksek trigliserit seviyeleri ve iltihaplanma gibi kalp hastalığı risk faktörlerini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

3. Antioksidan Etkisi

Antioksidanlar, hücresel hasara yol açan ve kanser, diyabet ve kalp hastalığı gibi hastalıklara katkıda bulunan bir işlem olan oksidasyonu engelleyen bileşiklerdir.

Soğanlar mükemmel bir antioksidan kaynağıdır. 25 farklı çeşitte flavonoid antioksidan içerirler.

Kırmızı soğan, antosiyaninler içerir. Antosiyaninler, flavonoid ailesindeki özel bitki pigmentleri, kırmızı soğanlara koyu renk verir.

Çok fazla popülasyon çalışmasında, antosiyanin içeriği zengin yiyecekleri daha fazla tüketen kişilerin, kalp hastalığı riskinin azaldığı bulunmuştur.

Örneğin, 43.880 erkekte yapılan bir çalışma, günde 613 mg kadar yüksek alışılmış alımlarının, antosiyaninlerin ölümcül olmayan kalp krizi riskinin % 14 oranında düşürmüştür.

Benzer şekilde, 93.600 kadından oluşan bir çalışmada, antosiyanin yönünden zengin gıda alımı en yüksek olanların, kalp krizi geçirme ihtimalinin düşük miktarda antosiyanin alan kadınlara göre % 32 daha az olduğu gözlenmiştir.

Ek olarak, antosiyaninlerin belirli kanser ve diyabet tiplerine karşı koruduğu bulunmuştur.

Özetle kırmızı soğan, kalp hastalıklarına, bazı kanserlere ve diyabetlere karşı korunabilen güçlü bitki pigmentleri olan antosiyaninler bakımından zengindir.

4. Kanserle Mücadele Eden Bileşikler İçerir.

Sarımsak ve soğan gibi Allium cinsinin sebzelerini yemek, mide ve kolorektal dahil olmak üzere bazı kanser risklerinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.

26 çalışmanın gözden geçirilmesi, en fazla miktarda allium cinsinden sebze tüketenlerin, mide kanseri teşhisi konma olasılığının en az bu cinsten sebze tüketenlere göre % 22 daha az olduğunu göstermiştir.

Ayrıca, 13.333 kişide yapılan 16 çalışmanın gözden geçirilmesi, en fazla miktarda soğan alımına sahip katılımcıların, en az soğan alımı olanlara kıyasla % 15 oranında kolorektal kanser riskini azaltığını savunmuştur.

Allium sebzelerinin kanserle mücadele özellikleri, bu sebzelerde bulunan kükürt bileşikleri ve flavonoid antioksidanlar ile ilişkilendirilmiştir.

Örneğin soğanda sülfür içeriği fazla olan soğan A bileşiği, yumurtalık ve akciğer kanserinin yayılmasını azaltır ve tümör gelişiminini yavaşlatır.

Özetle, Allium cinsi sebzeleri yüksek olan diyetler, çeşitli tipteki kanserlere karşı koruyucu etki gösterir.

5. Kan Şekeri Kontrolünü Sağlar.

Soğan yemek, özellikle şeker hastalığı veya prediyabetli kişiler için önemli olan kan şekeri kontrolüne yardımcı olabilir.

Tip 2 diyabetli 42 kişiden oluşan bir çalışmada, 100 g taze kırmızı soğan yemenin açlık kan şekeri seviyesini dört saat sonra yaklaşık 40 mg / dl azalttığı gösterilmiştir.

Ek olarak, birçok hayvan araştırması, soğan tüketiminin kan şekeri kontrolüne faydalı olabileceğini göstermiştir.

Bir çalışma, diyabetik sıçanların 28 gün boyunca % 5 soğan özü içeren yiyeceklerle beslendiklerinde, açlık kan şekerlerinin azaldığını ve kontrol grubundan önemli ölçüde daha düşük vücut yağına sahip olduklarını gösterdi.

Kersetin ve sülfür bileşikleri gibi soğanlarda bulunan spesifik bileşikler, antidiyabetik etkilere sahiptir.

Örneğin kersetinin, vücut kan şekeri düzenlemesini kontrol etmek için ince bağırsak, pankreas, iskelet kası, yağ dokusu ve karaciğerdeki hücrelerle etkileşime girdiği gösterilmiştir.

Yani, soğanda bulunan birçok yararlı bileşik yüksek kan şekerini düşürmeye yardımcı olabilir.

6. Kemik Yoğunluğunu Artırabilir.

Süt kemik sağlığını güçlendirmek için birincil etken olsa da soğan ve diğer birçok yiyecekler güçlü kemiklerin desteklenmesine yardımcı olabilir.

Orta yaşlı ve menopoz sonrası 24 kadında yapılan bir çalışmada, sekiz hafta boyunca günde 3,4 ons (100 ml) soğan suyu tüketenlerin, kontrol grubuna kıyasla kemik mineral yoğunluğu ve antioksidan aktivite artmış olduğu gösterilmiştir.

507 perimenopozal ve postmenopozal kadın üzerinde yapılan bir başka araştırma, günde en az bir kez soğan yiyenlerin, ayda bir veya daha az soğan yiyen bireylerden% 5 daha fazla toplam kemik yoğunluğuna sahip olduğunu bulmuştur.

Ayrıca, bir çalışma sık sık soğan yiyen kadınların kalça kırığı olma riskini, hiç yemeyenlere göre % 20’den daha fazla azalttığını göstermiştir.

Soğanın oksidatif stresi azaltmaya, antioksidan seviyelerini arttırmaya ve kemik kaybını azaltmaya yardımcı olduğuna, osteoporozu önleyebileceği ve kemik yoğunluğunu artırabileceğine inanılmaktadır.

Özetle araştırmalar, soğan tüketiminin artmış kemik mineral yoğunluğu ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

7. Antibakteriyel Özellikler

Soğan, Escherichia coli (E. coli), Pseudomonas aeruginosa, Staphylococcus aureus (S. aureus) ve Bacillus cereus gibi potansiyel olarak tehlikeli bakterilerle savaşabilir.

Ayrıca, soğan ekstraktının, gelişmekte olan dünyada büyük bir halk sağlığı sorununa sahip olan bir bakteri olan Vibrio cholerae’nin büyümesini engellediği gösterilmiştir.

Soğanlardan özü alınan Kersetin, bakterilerle savaşmanın özellikle güçlü bir yolu gibi görünüyor.

Bir test tüpü çalışması, sarı soğan derisinden çıkarılan Kersetin’in, Helicobacter pylori (H. pylori) ve Metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) -hastahane hastalığı olarakta bilinir- ‘nin büyümesini başarıyla inhibe ettiğini göstermiştir.

H. pylori, mide ülseri ve bazı sindirim kanserleri ile ilişkili bir bakteri iken, MRSA vücudun farklı bölümlerinde enfeksiyonlara neden olan antibiyotiğe dirençli bir bakteridir.

Başka bir test tüpü çalışması Kesetin’in E. coli ve S. aureus’un hücre duvarlarına ve zarlarına zarar verdiğini buldu.

Yani soğanın, E. coli ve S. aureus gibi potansiyel olarak zararlı bakterilerin gelişimini engellediği gösterilmiştir.

8. Sindirim Sistemini Destekler.

Soğan, optimal bağırsak sağlığı için gerekli olan zengin bir lif ve prebiyotik kaynağıdır.

Prebiyotikler, faydalı bağırsak bakterileri tarafından parçalanan vücut tarafından sindirilemez türdeki liflerdir.

Gut bakterileri prebiyotiklerle beslenir ve asetat, propiyonat ve bütirat dahil olmak üzere kısa zincirli yağ asitleri oluşturur.

Araştırmalar bu kısa zincirli yağ asitlerinin bağırsak sağlığını güçlendirdiğini, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, iltihabı azalttığını ve sindirimi arttırdığını göstermiştir.

Ek olarak, prebiyotikler açısından zengin yiyecekler tüketmek, sindirim sağlığına fayda sağlayan Lactobacillus ve bifidobacteria gibi probiyotiklerin artmasına yardımcı olur.

Prebiyotikler yönünden zengin bir diyet, kalsiyum gibi önemli minerallerin emilimini iyileştirerek kemik sağlığını iyileştirebilir.

Soğan özellikle prebiyotik inulin ve fruktooligosakaritler bakımından zengindir. Bunlar bağırsaklarınızdaki dost bakteri sayısını artırmaya ve bağışıklık fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olur.

Özettle soğan, sindirim sağlığını arttırmaya, bağırsaklarınızdaki bakteri dengesini geliştirmeye ve bağışıklık sisteminize fayda sağlayan zengin bir prebiyotik kaynağıdır.

9. Diyete kolayca eklenebilir.

Soğan, mutfakta kolayca bulunabilecek temel besinlerden biridir. Soğanlar iştah açıcı bir besindir çiğ ve pişmiş olmasıan bağlı olarak farklı tad vermektedir.

Söz değil, lif, vitamin ve mineral alımınızı artırabilir.

Diyetinize nasıl soğan ekleyeceğinize dair bazı ipuçları:

  • Pişmiş soğanları sağlıklı bir garnitür olması için diğer sebzelerle birleştirin.
  • Omlet, frittatas veya quiches (sebzeli italyan omleti) gibi yumurta yemeklerine pişmiş soğan eklemeyi deneyin.
  • Ana yemeklere sotelenmiş soğan ekleyebilirsiniz.
  • En sevdiğiniz salataya ince dilimlenmiş kırmızı soğan ekleyin.
  • Nohut, doğranmış soğan ve kırmızı biber ile lif açısından zengin bir salata yapın.
  • çorbalar için soğan ve sarımsağı kullanın.
  • Soğan, domates ve taze kişniş ile ev yapımı salsa sosu yapın.
  • Bir lezzet artırma tekniği olarak biber tariflerine soğan ekleyin.

Özetle soğan, çeşitli ev yapımı soslar, et yemekleri, çorbalar olmak üzere lezzetli yemeklere kolayca eklenebilir.

Bu besin dolu sebze, kalp hastalığı riskinizi ve bazı kanser türlerini azaltabilecek güçlü bileşikler içerir.

Soğan antibakteriyel özelliklere sahiptir ve bağışıklık fonksiyonunu iyileştirebilecek sindirim sağlığını arttırır.

Dahası, çok yönlüdürler ve herhangi bir tuzlu yemeğin lezzetini arttırmak için kullanılabilir.

Diyetinize daha fazla soğan eklemek, genel sağlığınıza fayda sağlamanın kolay bir yoludur.

1
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
Mehmet Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Mehmet
Ziyaretçi
Mehmet

Soğanı günahım kadar sevmem ama denicem

NUMARANIZI BIRAKIN, SİZİ ARAYALIM!