Nasıl İletişime Geçmek İstersiniz?
blank

P Vitamini: Etkileri, Türleri, Kaynakları, Faktörleri

P vitamini, flavonoid adı verilen bir grup bitki bileşiği için kullanılan bir terimdi. Bilim insanları tarafından bir portakaldan ilk kez çıkarıldığında yeni bir vitamin türü olduğu düşünülüyordu ancak Amerikan Biyokimya Birliği ve Amerikan Beslenme Enstitüsü, vitamin P terimini vitamin aktivitesi göstermediğinden dolayı kaldırmıştır. 

 

Flavonoidlerin Sağlık Üzerine Etkileri 

Flavonoidlerin antioksidan özellikleri bulunur. Bu sayede hücre hasarına ve hastalığa yol açabilecek serbest radikaller adı verilen reaktif moleküllerin oluşumunu azaltırlar. Bunun yanı sıra antiinflamatuvar, antiviral, antiallerjik, antitrombotik özellikleri bulunur(Garcia-Lafuente,2009; Wang ve ark., 2009).  Epidemiyolojik çalışmalar, kardiyovasküler hastalıklar ve kanser riskini düşürmesi yönüyle flavonoid bileşiklerinin önemini göstermiştir. Flavonoidler serbest radikalleri yakalar, lipid peroksidasyonunu önler ve böylece aterosklerotik plakların büyümesini önlerler. 

 

Yakın zamanda yapılan çalışmalar flavanoidlerin tüm bu özelliklerinin yanında ayrıca antidiyabetik ve obeziteye karşı etkilerini de ortaya koymaktadır. Jennins ve ark. (2017)’nın yaptığı çalışmada 2734 kadının kesitsel analizleri, antosiyaninlerin ve flavonollerin daha yüksek alımı, daha düşük yağ kütlesi ve azalmış merkezi adipoziteyle ilişkili olduğunu göstermiştir. Başka bir çalışma ise alışılmış çay tüketimi (10 yıl için ortalama 434 mL / gün), daha önce hiç çay tüketilmemesiyle karşılaştırıldığında düşük vücut yağı ve bel çevresi ile ilişkilendirilmiştir. Flavonoidlerin yüksek diyet alımının daha düşük tip 2 diyabet riski ile ilişkili olduğu bulundu. Günlük tüketilen her 300 mg flavonoid için diyabet riski  %5 azaldı. Kakao flavanolleri üzerine yapılan çeşitli çalışmalar, bellekte yer alan hücre sinyal yollarıyla etkileşime girerek beyin hücrelerini koruyabileceklerini ve insanlarda beyin sağlığını artırabileceklerini ileri sürmektedir. 

 

Flavonoid Türleri ve Gıda Kaynakları 

Bioflavonoidler olarak da bilinen flavonoidler, altı alt sınıfa sahip bir polifenol bitki bileşikleri ailesidir. Günümüzde 6000’in üzerinde flavonoid tanımlanmış olup meyveler, sebzeler, çay, kakao ve şarapta bulunan çeşitli flavonoid türleri vardır. Birçok koyu renkli meyve ve sebzenin renginden de sorumludurlar. Flavonoidler, bitkilerde enfeksiyonu önlemeye, UV ışınlarından bitkiyi korumaya ve tozlaşma için böcekleri çekmeye yardımcıdır. 

 

Flavonoller: Diyetteki en bol flavonoid kaynağı olan flavonoller arasında kaempferol, kuersetin, mirisetin ve fisetin bulunur. Bu bileşikler zeytinyağı, çilek, soğan, lahana, üzüm, domates, kırmızı şarap ve çaylarda bulunur.

 

Flavonlar:  Flavonlar, esas olarak diyette apigenin ve luteolindir. Maydanoz, kekik, nane, kereviz ve papatyada bulunurlar. 

 

Flavanoller ve flavan-3-ols. :  Siyah, yeşil ve oolong çayında yüksek konsantrasyonlarda bulunan epikateşin ve epigallokateşin gibi kateşinleri içerir. Flavanoller ayrıca kakao, elma, üzüm ve kırmızı şarapta da bulunur.

 

Izoflavonlar: En çok bilinen izoflavonlar; genistein ve daidzin’dir. İzoflavonlar östrojenik özellikleri bulunan bileşiklerdir. Bitkide kendiliğinden sentez edildikleri için intrinsik östrojen bileşenleri olarak da kabul edilirler.  İzoflvonlar,  vücuttaki belirli bölgelerde östrojen hormonunu taklit ederek insan sağlığını potansiyel olarak etkiler. Bu nedenle kanser veya kardiyovasküler hastalık gibi hormonla ilişkili hastalıkları etkileyebilir. Bitkilerden izole edilen izoflavonların birçoğunun östrojenik etkisi olmadığı, etkili olanların da östrojenik etkilerinin aynı olmadığı saptanmıştır. En güçlü östrojenik etkiyi gösteren genisteindir. 

 

Bugün en çok kullanılan izoflavon kaynakları; soya fasulyesi ve soya fasulyesinin işlenmesi ile elde edilen soya sütü, tofu çeşitli ürünlerdir. Soya ürünleri dışındaki kaynaklar diğer kurubaklagiller, tam-tahıl ürünleri, simisifuga ve kırmızı yonca otlarıdır. Kuş üzümü ve kuru üzüm gibi küçük taneli meyveler de iyi fitoöstrojen kaynaklarıdır. 

 

Antosiyanidin: Çoğu kırmızı, mavi ve mor meyve ve sebze renklerini antosiyanidinlerden alır. Kızılcık, çilek, yaban mersini, böğürtlen, üzüm ve kırmızı şarapta bulunur. Antosiyaninler mide ve bağırsaklardan emilebilir. 

 

Flavonoidlerin Biyoyararlılığını Etkileyen Faktörler 

Flavonoidlerin biyoyararlanımı kişinin metabolizmasına göre değişkenlik gösterir. Aynı zamanda doz, alım şekli, beslenme, cinsiyet farklılıkları, bireylerin genetik özelliklerinden etkilenir. Ayrıca tüketilen gıdada mevcut diğer karbonhidrat, protein veya yağın emilim ve biyoyararlılığı etkilediği tespit edilmiştir. Kişinin mikrobiyotası da biyoyararlanımı etkiler. Bu nedenlerden dolayı flavonoidin insan sağlığını nasıl etkileyip etkilemediğini belirlemek zordur.  En yüksek biyoyararlılık izoflavonlarda ve onu takip eden flavanoller, flavononlar ve flavonol glikozitlerinde gözlenmektedir. 

 

Bir porsiyon elmada toplam fenolik madde miktarı 400 mg, armut ve üzümde 300 mg, yaban mersini ve kirazda 200-400 mg olarak; siyah çay, kahve, kırmızı şarap, beyaz şarap ve biranın 200 ml’sinde polifenol içeriği ise, sırasıyla, 150-250 mg, 150-180 mg, 200-500 mg, 40-60 mg ve 50-100 mg olarak tahmin edilmektedir. Bitter çikolatanın 40 g porsiyonundaki toplam fenol içeriği ise 340 mg olarak belirlenmiştir. Bu gıdaların bir porsiyonu için belirlenen toplam fenolik madde içeriği dikkate alındığında, meyve ve sebzelerden, dengeli bir diyet için tavsiye edilen şekilde günlük 9 porsiyon tüketilmesi ve bunun yanında normal miktarlarda çay, kahve, şarap, bira veya çikolata tüketimi ile fenolik maddelerin günlük alım miktarının 1000 mg ve üzerinde olması beklenmektedir. 

 

Alım Dozu ve Takviye Kullanımı 

Flavonoidler için belirlenen Diyet Referans Alımı (DRI) yoktur. Sağlıklı ve zengin bir diyet örüntüsü doğal olarak flavonoidler içerecek ve sağlığa katkıda bulunacaktır. Takviye kullanımına gerek yoktur, standart bir dozaj olmadığından yan etkileri ve potansiyel riskleri tam olarak bilinmemektedir.  Yüksek dozda flavonoidler tiroid fonksiyonunu olumsuz yönde etkileyebilir, ilaçlarla etkileşime girebilir ve vücuttaki diğer besin maddelerinin seviyelerini etkileyebilir. Yapılan birçok çalışma yiyecekleri yemenin, takviyelerden daha fazla fayda sağladığını göstermiştir. 

Bir yorum Yaz