Ketojenik Diyet Yöntemleri

Ketojenik Diyet Nedir?

Ketojenik diyet; düşük karbonhidrat, yüksek proteine ve yağ içeriğine sahip olan diyetlere denir. Bir diğer anlamda da karbonhidrat miktarının az olması sebebiyle bir süre sonra kanda keton cisimciklerinin artışına neden olan diyettir. Bu diyette amaç, keton cisimciklerinin kan veya idrarda toplanmasını sağlamaktır. Ketojenik diyetin, etkisini organizmada keton artımına yol açarak ve olası antiinflamatuvar etkinliği aracılığı ile yaptığı düşünülmektedir. Dirençli epilepside ketojenik diyet ile hastaların yarısının nöbet sayılarında belirgin azalma ve yaklaşık %15’inde ise tam nöbet kontrolü bildirilmiştir.

Kullanım Alanları ve Mekanizması

Ketojenik diyet deyince aklımıza gelen ilk kullanım alanı epilepsi hastalarıdır. Epileptik hastalarda nöbetleri kontrol altına alır. Yapılan çalışmalar epileptik nöbetlerin tamamen açlık ile durdulabileceğini göstermiştir. Fakat bu günlük yaşamda sürdürülebilir olamayacağından, ketojenik diyet adı verilen açlık durumunda oluşabilecek ketozisi taklit eden bir beslenme düzeni geliştirilmiştir.

Ketojenik oran , diyet içeriğindeki yağın, protein ve karbonhidrat toplamına oranı olarak hesaplanmaktadır ve tipik ketojenik diyet için 4:1’dir. Ketojenik oran ne kadar yüksek olursa ketozis o kadar fazla olmaktadır. Ketozis; vücudun enerji elde etmek için yağları yakması sürecidir. Bu süreç, vücut enerji olarak kullanmak üzere yeterli glukoz bulamadığında ve insülin seviyeleri düştüğünde devreye giriyor ve böbreklerin yağ asitlerinden üretiği ketonlar kan dolaşımı yoluyla serbest kalarak enerji olarak kullanılıyor.

1924 yılında doktor Russell Wilder Mayo clinicte bu beslenme tarzını aslında kilo vermek için değil, kanserli hücrelerin gelişimini durdurmak ve epilepsi hastalığında krizlerin önüne geçmek için geliştirmiştir.

Günümüzde zayıflamaya yardımcı bir yöntem olarakta kullanılmaktadır. Diyet günlük enerji ihtiyacını karşılar. Organların ve beynin ihtiyacı olan enerjiyi sağlar. Beynin enerji üretmek için kullandığı en önemli yakıt glikozdur, diğeri de ketondur. Ketonlar yağ veya yağ içeren besinlerin metabolizması sonucu oluşur. Ketojenik diyet, kullanılan bu keton cisimcikleri ile beyne bir yönden daha fazla yakıt sağlar. Sağlanan bu yakıt; daha hızlı ve etkin düşünmeyi sağlar ve odaklanmayı kolaylaştırır.

Ketojenik Diyetin Zayıflamaya Etkisi

Ketojenik diyet karbonhidratların az kullanımı sonucu vücudun yağları yakma sürecini ele alarak zayıflamaya yardımcı oluyor. Küçük porsiyonlarda yağlı besin içerse dahi diyeti uygulayan kişiyi uzun süre tok tutmada ve halsizleşmenin engellenmesinde oldukça etkilidir. Diyete ilk gecildiginde hissedilen enerji seviyesinde düşüş yaşanıyor, ama vücudun yeni enerji mekanizmasina alıştığında tekrar eski enerji seviyesine ulaşıldığı, hatta bazı kişilerde daha enerjik hissedildiği gözlemlenmiş.

Ketosis durumu yüksek yağ alımı, yeterli protein ve düşük karbonhidrat tüketimiyle elde edilen bir durum, glikoz sevilelerini düşürüp, insülin toleransını yükselterek vücudun enerji kullanımını değiştirip depodan yağ tüketmesini sağlıyor. Yani glikozdan su ve kas erimesi değil, stokladığımız yağ yakımını sağlıyor.

Yapılan araşıtrmalara göre; ketojenik diyet ile birlikte kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve total kolesterol değerlerinin düştüğü ve iyi kolesterol düzeylerinin arttığı görülmüştür.

Ketojenik diyet sırasında kullanılan keton cisimcikleri ile beraber oluşan metabolik ortam enerji üretmek için vücudun kas proteinleri yerine yağların kullanılmasını sağlar. Bu durum kas kütlesini kaybetmeden yağ miktarının azalmasını sağlar.

Nelere Dikkat Edilmelidir?

Diyette dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Nişastalı sebze ve meyveler elimine edildiği için azalan lif alımına bağlı kabızlık oluşabilir.  Bu durum probiyotik kullanımı ile kontrol altına alınmalıdır. Probiyotikler barsaktaki yararlı bakterileri arttırarak, zararlı bakterilerin sayısını azaltarak etkili olurlar. Barsak sisteminde iyi bakterilerin doğal dengesinin korumasına ve yenilemesine yardımcı olurlar

Böbrek taşı oluşumuna karşın su tüketimine dikkat edilmelidir. Diyet sonucunda hormonal düzenlemenin düzgün çalıştığı, hatta eskisine oranla daha da iyileştiği gözlemlenmiştir. Bazı  kişilerde kas oluşumunda ve kütle artışında olumlu etkisi olmuştur. Ayrıca bu diyeti uygularken tüketilmemesi gereken besinler vardır. Bunlardan bazıları;

  • Nişastalı ve şeker oranı yüksek sebzeler (patates, havuç, yerelması, yüksek karbonhidratlı herşey),
  • Un ve hamurişi,
  • Meyve ve meyve suları,
  • Tatlandırıcılı ve/veya işlenmiş gıdalar,
  • Baklagiller

Tüketilmesinde sakınca olmayan besinlerdan bazıları;

  • Peynir çeşitleri
  • Süt ürünleri (soya hariç)
  • Kuruyemişler
  • Sağlıklı yağlar (zeytinyağı, çiçek yağları vs.)
  • Et çeşitleri ve yumurta olarak sıralanablir.

Türkiye’de Kullanılan Ketojenik Diyet Yöntemleri

Şu anda Türkiyede kullanılan ketojenik diyet yöntemlerinin en bilinenlerinden biri SDM(Societa Dietetica Medica)’dir. Kişinin zayıflamasından başlayarak beslenme dengesini oluşturmasına kadar uzanan süreyi kapsayan bir metoddur.

Açlık hissinin çok az olması, vücut enerjisinin yüksek seviyede tutulması, bölgesel yağlanmalara ve selülite karşı çok etkin olması, kas dokularının ve deri gerginliğinin korunması bu metodun en önemli özellikleridir.

SDM, kaliteli protein kaynaklarını alışılagelmişin dışında makarna, kurabiye, tatlı gibi ürünlerin yapımında kullanmıştır. Peynir altı suyu, yumurta, süt, bezelye gibi doğal kaynaklardan elde edilen yüksek kaliteli protein ve whey proteinlerini; çorba, makarna, çörek, kurabiye, kraker, çikolata bar, puding gibi çok sayıda ürün geliştirerek çeşitliliği artırmıştır.

Bireylerin ideal kiloları hesaplanarak kişiye özgü porsiyon miktarı belirlenip menü olşturuluyor. Bu menüye mineral ve enerji içeriği yüksek olan salatalık, marul, mantar, ıspanak gibi izin verilen sebzeler zorunlu olarak ekleniyor.

SDM programı üç aşamadan oluşur. Birinci aşama zayıflama aşamasıdır, düşük karbonhidrat, yüksek protein ve vitamin-minerallerle ile tamamlanarak diyet uygulanır. İkinci aşamada amaç kilo alınmasını önlemek ve hastaya yeterli ve dengeli beslenme eğitimi vermektir. Üçüncü aşamada amaç dengeli bir diyet ile kişiselleştirilmiş fiziksel aktivite ile birleştirilerek hayat boyunca beslenme dengesidir.

 

 

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
NUMARANIZI BIRAKIN, SİZİ ARAYALIM!