Nasıl İletişime Geçmek İstersiniz?
blank

Karbon Ayak İzi Nedir? Ekolojik Ayak İzi 8 Adımda Nasıl Azaltılır?

Ekolojik ayak izi kavramı, insan faaliyetleri sonucu bozulan ekosistem dengelerini hesaplamak ve ekosisteme geri kazandırılması gereken miktarı belirleyebilmek için geliştirilmiş bir yöntemdir. Sanayileşen toplumların üretim ve tüketim faaliyetleri, hızlı ve büyük miktarlarda üretim ve dağıtım anlayışıyla çalışır. Bu anlayış, doğal kaynaklardan sürekli olarak ve belli zamanlarda kontrolsüzce talep etmeyi gerektirmiştir. Ekolojik ayak izi kavramını ortaya atarak ekolojik sürdürülebilirliği ölçen bir doğal kaynak hesaplama aracı oluşturmayı amaçlamışlardır.

Ekolojik ayak izi; doğaya verilen zararı azaltacak, mümkünse yok edecek çözümlerin üretilmesi ve hala üretken olan doğal alanların kapasitelerinin ölçülebilmesi için geliştirilen bir yöntemdir. İnsanların doğa üzerinde yaptıkları baskı ve kullandıkları üretken doğal alan kapasitesi “ayak izi” kavramı ile simgelenmiştir. Kişinin veya toplulukların beslenme alışkanlıkları, ulaşım ve konaklama tercihleri, atık miktarı gibi etkenler doğal denge üzerinde baskı yapmış ve kaynakların tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmamıza neden olmuştur.

 

Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon ayak izi; insanların kullandıkları ürünlerle ve yaptıkları ile çevreye, doğaya verdikleri zarardır. Karbon ayak izi, global ekolojik ayak izinin %60’ını oluşturur. Bu nedenle bilim insanları, ekolojik ayak izini düşürmek için öncelikli olarak karbon ayak izine dikkat çekmektedir. Çeşitli hesaplamalar ve ölçümler ile belirlenen bu zarar kişiden kişiye değişiklik gösteren karbon ayak izi kendi içerisinde 2’ye ayrılmaktadır. Birincil ve ikincil ayak izi olarak ayrılan karbon ayak izi, çevreye verilen zararın anlaşılması noktasında son derece önemlidir. Birincil olan ayak izi gün içerisinde yapılan ulaşımlardan ya da ev de kullanılan cihazlardan kaynaklanmaktadır. İkincil olan ise tüm yaşam döngüsü boyunca doğaya verilen zararı temsil etmektedir.

Nasıl Azaltılır?

Karbon ayak izi azaltılabilir bir durumdur. Kişinin günlük hayatındaki düzeninde yapılan değişiklikler yaparak karbon ayak izinin azaltılmasını sağlayacaktır. Karbon ayak izinin azaltılması noktasında dikkat edilmesi gerekenler arasında ilk olarak kullanılan araçlardır. Gün içerisinde kullanılan kişisel araçlar mümkün olduğunca küçük yani düşük güçlü olmalıdır. Bu sayede çevreye verilen zarar minimum seviyeye indirilecektir. Bunun yanı sıra gün içerisinde kullanılan aracın başkaları ile paylaşılması ya da toplu taşıma kullanmakta karbon ayak izinin azaltılmasına yardımcı olacaktır.

 

Gıda ayak izini azaltmak için şişe/damacana su tüketimi bırakılabilir.

En çok tükettiğimiz sıvı olan suyun şişelenmesinde kullanılan plastiklerde bulunan bisfenol A maddesi vücutta hormon gibi davranır ve vücudun hormon seviyelerini bozar. Özellikle sıcak ortamda bisfenol A maddesine maruziyet artar. Suyun taşınması, depolanması ve tüketiciye sunulması aşamalarında çevreye CO2 yayılır. Damacaların dezenfeksiyonunda kullanılan çeşitli maddeler yine karbon ayak izini artırır. Arıtma suyu kullanmak ve dışarı çıkarken termoslara su doldurmak daha az plastik atık ve temiz çevre açısından karbon ayak izimizi azaltmaya yardım edecektir.

 

Et üretimi için uygulanan süreçler, gıdaların işlenmeleri, ithal gıdaların ulaşım işlemleri karbon ayak izini artırır.

Sığır ve kümes hayvanları da sera gazı salınımına neden oldukları için, üretimi azaltmak amacıyla daha az kırmızı et tüketebilir, daha çok bitkisel protein kaynaklarına yönelinebilir. Kurubaklagiller, yeni nesil tahıllar ve yağlı tohumlara diyette daha sık yer verilebilir.

 

Sebze meyveleri mevsiminde tüketmek karbon ayak izini azaltır.

Yöresel beslenmek, ithal ürünleri daha az tercih etmek, pazardan alışveriş yapmak, ihtiyaç kadar satın almak ve tüketmek, atık miktarını minimuma indirmek öneriler arasında sayılabilir.

 

Suyu daha az harcayacak şekilde yaşamayı öğrenmek karbon ayak izini azaltır.

Dünya’da ormanlık alanlar, doğal su kaynaklarımız her geçen gün daha da azalmaktadır. Kentleşmenin, doğal tarım alanların ve hayvancılığın artması ilk başta iklimi kötü etkilemektedir. Akabinde yeşil alanları ve su kaynaklarını etkilemektedir. Bireysel olarak yapabileceğimiz yeşil alanların artmasında gönüllü olmak ve evlerde su kullanımını azaltmak olabilir. En basit şekilde düşünecek olursak duşta daha az vakit geçirmeye başlamak bile bir adım olabilir.

 

Ekolojik döngünün bu denli bozulmasının önüne karbon ayak izimizi azaltarak geçebiliriz.

Küresel ısınmanın dünyada yarattığı sonuçlar tabii ki gıdaların çevreye verdiği etkilere dair tartışmalar yarattı. Sağlıklı beslenmenin yanı sıra doğaya zarar vermeden beslenme ve yaşama konusuna dikkat edilmeli.

 

Vejetaryen ve Vegan beslenme gıda ayak izini düşürebilir.

Vejetaryen beslenmenin çeşitli türleri vardır. Lakto vejetaryen diyette; hayvansal besinlerden süt ve ürünleri tüketilir. Ova vejetaryen diyette; yumurta tüketilir, et ve süt tüketilmez. Lakto-ova vejetaryen diyet, en sık tercih edilendir. Bu beslenme türünde öldürülmüş hayvan ürünü tüketilmez, süt ve yumurta tüketilir. Pesketaryen diyet, sadece balığın yer aldığı diyetlerdir. Semi-vejetaryen diyette; yumurta, süt ve ürünleri tüketilir; kırmızı et tüketilmez, tavuk ve balığı sınırlı sayıda tüketilir.

Etler arasında tercih yapan vejetaryenler de vardır. Yalnızca kümes hayvanları tüketenlere polo, yalnızca su ürünlerini tüketenlere pekso adı verilir. Vegan diyette ise hiçbir hayvansal ürün yer almaz. Tüm bu beslenme çeşitleri ekolojik ayak izini azaltmaya yardımcıdır. Sağlık yönünden ele almak gerekirse kalp hastalıkları, hipertansiyon, kanser, bazı böbrek ve safra taşı riski azalır. Bu tip diyetlerde protein, omega-3, B12, çinko, kalsiyum, demir ve iyot yetersiz alınabilen besin öğeleri olabiliyor. Yine karbonhidrat, omega-6, posa, karotenoidler, folat, C ve E vitamini, magnezyum yeterli ya da fazla aldıkları besin öğeleri olabilmektedir. İyi bir diyet planıyla eksik kalan besin öğeleri tamamlanabilir, gerektiği durumlarda takviyeler kullanılabilir.

 

Sağlıklı beslenme ve yaşamanın önemli koşullarından biri de doğaya, hayvanlara ve başka tüm canlılara saygılı beslenmektir.

Sağlıklı beslenmenin temel koşullarından biri de sağlıklı besine ulaşabilmektir. Doğaya verilen zararların katlanarak artmasıyla hava ve toprak kirliliği üst düzeylerde seyretmektedir. Bu da verimliliği etkiler. İleride bırakın sağlıklı bir besin bulmayı herhangi bir besin bulmak için bile doğaya, hayvanlara ve diğer tüm canlılara saygılı beslenme desteklenmelidir.

 

Minimalist bir yaşam çözüm olabilir.

İnsanoğlunun ihtiyaçlarının bir sınırı yoktur. Ancak kaynaklarımız sınırlıdır. İhtiyaçlarımızı sınırlandırıp daha az eşya ile yaşamayı öğrenmemiz lazım. Doğaya daha az müdahale ederek, doğa ile birlikte daha huzurlu ve mutlu olabileceğimizin farkına varmamız lazım. Daha az çeşit kıyafetimizin olması, toplu taşımayı daha çok kullanmak, daha az su harcamak, daha küçük evlerde yaşamak, porsiyon kontrolü sağlamak, yöresel ürünler tercih etmek ve kısacası minimalist yaşamak karbon ayak izimizi azaltacaktır.

 

Hubert Reeves’in güzel bir sözü ile yazımı noktalamak isterim:

Doğa ile savaş halindeyiz, kazanırsak kaybedeceğiz!

Bir yorum Yaz