Nasıl İletişime Geçmek İstersiniz?

Diyetteki Kısa Zincirli Yağ Asitlerinin Depresyona Etkisi

Beslenmenin sağlık üzerinde çok büyük bir etkisi olduğunu biliyoruz. Kötü beslenmenin, doymuş yağlı besin tüketiminin ve şekerli beslenenlerin obetize, diyabet, kalp hastalıkları ve kansere yakalanma olasılıklarının daha fazla olduğu yapılan çalışmalarla ortaya çıkmıştır. Beslenmenin fiziksel sağlığa etkisi olduğu kadar zihinsel sağlığa da etkisi olduğu belirtilmiştir. Yapılan güncel çalışmalarda araştırmacılar sağlıklı ve sağlıksız beslenmenin zihinsel sağlık üzerindeki etkisini incelemişlerdir ve diyetin depresyon için değiştirilebilir bir risk faktörü olduğu ifade edilmiştir. Kanıtlar olsa da hala çalışmalar gözlemseldir ve sağlıksız beslenmenin depresyona neden olduğunu belirlemek kolay değildir. 

 

Depresyon ve Beslenme

Psikiyatrik bozuklukları olan hastaların serum folat düzeylerinin incelendiği 20 farklı çalışmanın sonuçları, psikiyatrik olguların 1/3’ünün düşük veya yetersiz folat seviyelerine sahip olduklarını göstermiştir.

Depresyonun etiyolojisinde n-3 yağ asitlerinin de önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Diyetin n-3 yağ asidi açısından yetersiz olması depresyon riskini arttırmaktadır. Çinko yetersizliği görülen yetişkin bireyler de daha sık depresyon görüldüğü saptanmıştır. Yüksek karbonhidrat alımı beyne giden triptofan oranını arttırarak beyindeki serotonin üretimini arttırmaktadır. Yüksek karbonhidrat alımının bu etkisi, depresif bireylerin ve stres altında olan bireylerin karbonhidrat tüketme isteklerindeki artışın sebebi olarak gösterilebilir. Ancak bazı araştırmacılar, depresyonda görülen çikolata gibi yüksek karbonhidrat içeren besinlerin tüketim isteğinin artmasını, bu tür besinlerin tüketimi sonucunda artan endorfin salgısına bağlamaktadırlar.

Depresif bireylerin daha fazla karbonhidrat tükettikleri bulunurken, depresif olmayan bireylerin ise protein tüketimlerinin daha fazla olduğu bulunmuştur. Depresif bireylerin karbonhidrat alımlarının daha fazla olmasının nedeni daha fazla sükroz tüketmelerinden kaynaklanmaktadır. Karbonhidrat alımının artmasının altında yatan neden ise depresyonun karakteristik bulgusu olan “karbonhidrat tüketme isteğinin artması ” duygusundan kaynaklanmaktadır.

 

Diyetteki Kısa Değişiklikler Depresyon Semptomlarını Hafifletebilir

Bu konuda yapılan ilk araştırmada diyet alışkanlıklarında kısa bir değişimin bile genç erişkinlerde depresyon semptomlarını hafifletebileceği sonucuna varmıştır. Elde edilen bulgular umut verse de bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Yapılan güncel çalışmalarda araştırmacılar sağlıklı ve sağlıksız beslenmenin zihinsel sağlık üzerindeki etkisini incelemişlerdir ve diyetin depresyon için değiştirilebilir bir risk faktörü olduğu ifade edilmiştir. Kanıtlar olsa da hala çalışmaların gözlemsel olması nedeniyle ve sağlıksız beslenmenin depresyona neden olduğunu belirlemek zordur. Diyet iyileştirmesi içeren 16 randomize kontrollü çalışmanın meta-analizi, diyet müdahalelerinin genel olarak depresif belirtileri azalttığını göstermiştir.  Bununla birlikte, bunların çoğunda, depresyon belirtileri ikincil bir ilgi sonucuydu ve birçok çalışma iki farklı diyetin etkisini ya da diyet, egzersiz ve uyku gibi yaşam tarzı değişimini birleştirmiştir. 

Klinik olarak depresyon tanısı konmuş yetişkinlerle yapılan bir tane randomize çalışma bulunmaktadır. Yapılan 12 haftalık çalışmada diyetin iyileştirilmesinin majör depresyon yönetimi için etkili ve erişilebilir bir tedavi stratejisi sağlayabileceği sonucuna vardı. Bu çalışmada ergenlik ve genç yetişkinlik depresyon riskinin arttığı kritik bir dönem olduğu için katılımcılar bu gruptan seçilmiştir ve tüm katılımcılar orta ila yüksek düzeyde depresyon belirtileri yaşıyorlardı ve standart diyetleri yüksek seviyede şeker, doymuş yağlar ve işlenmiş besinler içeriyordu.

Bu araştırmada katılımcılar iki gruba ayrılmış bu gruplar diyet değişikliği ve normal gruptur. Diyet değişikliği grubunda diyetisyen tarafından 13 dakikalık diyet talimatları almışlardır. Normal diyet grubuna ise herhangi bir talimat verilmemiştir. 3 haftalık çalışmanın başında ve sonunda katılımcılar birçok testten geçmiş ve depresyon, ruh hali ve kaygı düzeylerini değerlendirdi ve ayrıca öğrenme ve akıl yürütme becerileri de test edilmiştir. Beklendiği gibi, deney grubundaki katılımcılar diyet değişikliklerine bağlı kalmışlardır.  Bu diyet değişim grubunda, depresyon skorları anlamlı derecede iyileşmiştir. Hem kaygı hem de stres puanları da iyileşmiştir.

 

Çalışmanın sonunda araştırmacılar şu sonuca varmışlardır:

  • İşlenmiş gıda alımını azaltmak ve meyve, sebze, balık ve zeytinyağı tüketimini artırmak için diyeti değiştirmek, genç erişkinlerde depresyon semptomlarını iyileştirmiştir.
  • Diyetin ruh sağlığında bir rol oynadığına dair mevcut bulgular vardır. Fakat çalışmanın önemli kısıtlamaları vardır. Birincisi ve en önemlisi, çalışmaya az sayıda katılımcı katılmış ve bunlar sadece üniversiteye devam eden genç yetişkinlerden seçilmiştir. Bu nedenle bulgular farklı demografik yapıdaki bireyler için geçerli olmayabilir. 
  • Normal diyet grubundaki bireylere rehberlik, ücretsiz yiyecek ve nakit teşviki verilmemiştir. Beslenme ve zihinsel sağlık arasındaki ilişki önemli bir konu olduğundan, diğer araştırmacıların benzer çalışmaları daha çok yapması muhtemeldir. Hem beslenme hem de zihinsel sağlığı tek başına araştırmak zordur fakat ikisi arasındaki etkileşimi incelemek daha da zordur. Bu nedenle psikolojik iyilik halindeki diyetin rolünü kesin olarak söylemek zor olsa da iyi beslenme ile zihinsel sağlık arasındaki bağlar giderek güçlenmektedir.

Bir yorum yazın..