AŞIRI KİLOLU OLMAK DOĞURGANLIĞI ETKİLER Mİ?

Aşırı kilo birçok sağlık sorununu beraberinde getirmekle birlikte, doğurganlığı da etkilemektedir. Fazla kilolar, gebe kalmak isteyen kadınlar için risk faktörü olabilmektedir.Bu nedenle kilo kayıplarının olması gereken seviyelere getirilmesi, olumsuz etkileri tersine çevirecektir. Kilo alımı ile birlikte hormonlarda da dengesizlikler ortaya çıkmaktadır. Vücut yağının miktarı ve dağılımı, bir dizi hormonal mekanizma yoluyla adet döngüsünü etkilemektedir. Aşırı kilolu kadınlarda, yağlı dokuda üretilen leptin adlı bir hormon yüksek seviyelerde bulunmaktadır. Bu hormon dengeyi bozabilmekte ve azalan doğurganlığa yol açabilir. Kilo artışı ile birlikte oluşan, abdominal yağ fazlalığı, doğurganlık zorluklarını daha fazla arttırmaktadır. Bu, düzensizlikler adet döngüsü düzensizliklerini artırmakta ve dolaylı olarak doğurganlığı azaltmaktadır.

Aşırı kilo alımı sonucunda menstruasyon döngüsünü düzenleyen hormonal dengede meydana gelen değişiklikler, anovülasyon (yumurtlayamama) riskini de artırmaktadır. Vücut kitle indeksi (BMI) 27kg/m² üzerinde olan kadınların, normal değer aralığındaki kadınlara göre hamile kalamama riski daha yüksektir. Aşırı kilo alan birçok kadın ovülasyona (yumurtlamaya) devam etmekte, fakat ürettiği ovumların (yumurtaların)kalitesi azalmaktadır. Vücut kitle indeksi (BMI) 21kg/m² olan yani normal değer aralığında olan kadınlara kıyasla  vücut kitle indeksi 30kg/m² olan bir kadının, bir yıl içinde hamile kalma olasılığının %26 daha düşük iken ve vücut kitle indeksi 40kg/m² olan bir kadın için, %43 daha düşük hamile kalma olasılığının olduğu anlamına gelmektedir. Ayrıca gebe kalmak için tüp bebek tedavisine (IVF) başvuran çiftlerde, normal beden kitle indeksine sahip olan kadınların, kilolu veya obez olan kadınlara göre canlı doğum şansı daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Ortalama olarak, sağlıklı ve normal kilodaki kadınlara kıyasla, aşırı kilolu kadınlarda tüp bebek tedavisi (IVF)ile canlı doğum şansı yüzde %20 oranında, azalmaktadır.

Erkeklerde obezite, sperm kalitesi ile ilişkilidir.Hormon problemleri, cinsel işlev bozukluğu ve tip 2 diyabet ve uyku apnesi gibi obeziteye bağlı diğer sağlık durumları (her ikisi de düşürülmüş testosteron seviyeleri ve erektil problemler ile ilişkili) yer almaktadır. Paternal obezitenin üreme sonuçları üzerindeki etkileri üzerine yapılan çalışmaların bir incelemesinde, obez erkeklerinin fertilite(kısırlık) yaşadıkları ve eşlerinin tüp bebek tedavisi (IVF) gibi yardımcı üreme teknolojilerini (ART) kullandıkları takdirde, canlı doğum yapma olasılıklarının daha düşük olduğu bulunmuştur. Bu durumda obezitenin sadece sperm kalitesini azaltmadığı, aynı zamanda sperm hücrelerinin fiziksel ve moleküler yapısını değiştirdiği düşünülmektedir.

Obezite ve doğurganlık ile ilgili gerçekler göz korkutucu görünebilir olsa da, kilo verme müdahaleleri, özellikle hem diyet hem de egzersiz içerenler, adet döngüsü düzenlemekte ve hamilelik şansını artırabilmektedir. Aşırı kilolu kişilerin sağlığını ve doğurganlığını iyileştirmek için, fiziksel aktivitelerinin haftada en az 150 dakikaya kadar arttırılması önerilmektedir.

Doğurganlık her ne kadar kadına ait bir olay gibi görünse de en az kadın kadar erkeğe de bu konuda büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu nedenle, hem çocuk sahibi olmak isteyen, hem de kilo vermek isteyen eşler, öncelikle sağlıklı kilo vererek çocuk sahibi olabilme olasılıklarını iki kat daha fazla artıracaklardır. Yani, diyet yapıp birlikte egzersiz yapıyorsanız, hamile kalmak daha muhtemel olacaktır.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
NUMARANIZI BIRAKIN, SİZİ ARAYALIM!