AKDENİZ ATEŞİ

Akdeniz ateşi hastalığı veya Familial Mediterranean Fever (FMF) veya Ermeni hastalığı genellikle Yahudi,TürkOrtadoğu ve Arap ülkelerinde görülen ırsi, kalıtsal, ateşlive enflamatuar bir hastalıktır. Türkiye’de Coğrafi bölge dağılımı açısındanbakıldığında; Batı ve Orta Karadeniz, İç ve Doğu Anadolu bölgelerinden kökenalan hastaların oranı diğer bölgelere göre daha yüksektir.

 Türkiye’de FMF prevalansı kaynaklara göre 1/400 ve 1/1000 arasında olduğuna göre, ülkemizde tahmini olarak 100.000’in üstünde FMF hastası yaşamaktadır.

  Otozomal resesif kalıtıma sahip bu hastalıktan sorumlu olan genin 16. kromozomun kısa kolunda (16p 13-3) bulunduğu saptanmıştır.

 FMF tekrarlayan ateş ile birlikte karın ağrısı, plevrit, artrit ve erizipel benzeri deri lezyonu ile karakterize bir hastalıktır. FMF tanısı esasında klinik bulgulara dayanır; bu nedenle birçok FMF’li hastada tanısal zorluklar yaşanır.

Akdeniz Ateşi Belirtileri

Ataklar sıklıkla birkaç hafta ya da ayda bir tekrarlamaktadır. Atak süresi 2-5 gün arasında sürmektedir.

  • Ateş: Akdeniz ateşi hastalığında ateşlenme yaşanmasının nedeni, vücutta gelişen iltihaplanmalardır. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen iltihap oluşumu, kan hücrelerinin kendilerine karşı mücadele başlatmasından dolayı, hastanın vücut ısısının artmasına sebep olmaktadır.
  • Karın Ağrısı: Karın boşluğunda iltihaplanma oluşmasına sebep olan Akdeniz ateşi, bundan dolayı hastanın karnında ağrı ve kramplar yaşanmasına sebep olmaktadır. Bazı dönemler bu karın ağrıları uzun süre boyunca yaşanmazken bazen de çok sık aralıklar ile yaşanabilmektedir.
  • Göğüs Ağrısı: Akciğerlerde iltihap oluşmasına sebep olan ailevi Akdeniz ateşinde, hastada göğüs ağrıları da gelişebilmektedir.
  • Ağrılı Şiş Eklemler: Eklemleri de etkileyen ailevi Akdeniz ateşi, eklemlerde iltihap oluşmasına sebep olabilmektedir. Bundan dolayı  hastada eklem ağrıları, özellikle diz, dirsek ve kalçalarda kendini gösterebilmektedir. Bu ağrıların yanı sıra hastanın eklemlerinde şişkinlikler de oluşabilmektedir.
  • İshal ve Kabızlık: Akdeniz ateşinde yaşanan ishal durumu normal ishalden biraz daha farklıdır. Bu hastalıkta ishal yaşanır ve hemen ardından ishali kabızlık takip eder.
  • Kas Ağrıları: Vücutta iltihaplanma yaşanmasından kaynaklanan kas ağrıları bu hastalıkta yaşanabilmektedir.
  • Kırmızı Döküntüler: Akdeniz ateşinde, özellikle dizlerin altında ve bacaklarda kızarıklıklar ve döküntüler oluşabilmektedir.
  • Skrotumda Şişme: Erkeklerin cinsel organlarında yaşanan bu durumda, Akdeniz ateşi nedeniyle hastanın skrotumunda şişmeler ve hassasiyet oluşabilmektedir.

TEDAVİ

Kolişisin ilacı, FMF’nin temel tedavisidir. Günlük doz yetişkinler için 1.5-2 mg’dır. İlacı gün içinde 2-3 dozda almak en uygun yoldur ve sadece ağrılı günlerde değil her gün kullanılmalıdır. Kolşisin dışında anti-inflamatuar anti-romatizmal ilaçlar (indometazin, ibuprofen, naproksen vs.) belirtileri hafifletebilir ancak FMF atağını engellemez.

Akdeniz Ateşinde Beslenme

  • Günümüzde düzenli kolşisin tedavisi alan hastaların B12 replasman tedavisi kullanma gerekliliği net değildir. B12 vitamin düzeyinin saptanmasında kullanılan biyokimyasal kitlerin gelişmesi de göz önüne alındığında son yıllarda bu konuda yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak yapılan son araştırmalara göre 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi dahiliye kliniğinde düzenli takipleri yapılan 95 FMF hastası ve karşılık gelen yaş ve cinsiyet benzer 90 kontrol grubu dahil edilmiştir. Bütün hastaların hemoglobin, hematokrit, folik asit, ferritin ve vitamin B12 düzeyleri ölçülmüş; elde edilen ölçümlerin uzun süreli ve düzenli kolşisin kullanımı ile olan ilişkisi araştırılmıştır.

Çalışmada hasta grubunun ortalama vitamin B12 düzeyi 352,12 ± 171,62 olarak ölçülmüş; kontrol grubunda ise vitamin B12 düzeyi ortalaması 360,96 ± 146,53 olarak saptanmıştır. Her iki grup arasında ortalama vitamin B12 düzeyi açısından istatistiki anlamlı fark gözlenmemiştir . Vitamin B12 düzeyinin 194 pg/ml’nin altında ölçülmesi olarak tanımlanan eksiklik açısından gruplar incelendiğinde hasta bireylerin % 12,6’sında; kontrol grubunun ise %3,3’ünde eksiklik saptanmıştır. Sonuç olarak düzenli kolşisin kullanan hastalarda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiki olarak anlamlı düzeyde fazla kişide vitamin B12 eksikliği gözlenmiştir. Bu bireylerin ortalama hemoglobin, hematokrit, folik asit ve ferritindüzeyleri eksiklik saptanmayan hastalarla benzer özellikteydi.

Sonuç olarak; Çalışma sonuçları doğrultusunda, uzun süreli ve düzenli kolşisin kullanan hastalarda klinik olarak asemptomatik vitamin B12 eksikliği gelişebileceğinden ve bu eksikliğin tedavi edilmemesi durumunda hastalarda vitamin 2 eksikliğine bağlı ciddi hematolojik ve nöropsikiyatrik sorunlar ortaya çıkabileceğinden bu hastalarda belli aralıklarla serum vitamin B12 düzeylerinin ölçülmesi önerilmelidir. Eksiklik durumunda kolşisin tedavisinin kesilmesi söz konusu olamayacağından vitamin B12 replasmanı gündeme gelebilir.

  • Kesin tedavisi olmayan FMF hastalığı karın ağrısı atakları döneminde az yeme ve yetersiz beslenmeye neden olmaktadır. Atak dönemlerinde beslenmede bozukluklar meydana gelmektedir. Tedavide kullanılan ilaç da bazı vitaminlerin etki mekanizmasını bozmakta ve vücutta vitamin eksiklikleri geliştirmektedir. Bunlardan en önemlisi de D vitamini eksikliği. Atak süreçleri, ilaç kullanımı, hastanın beslenmesi ve kişinin güneş görme durumu, vücutta depolanan D vitamininin düzeyini düşürmektedir. D vitamini açısında oldukça zengin olan yoğurt ve balık; FMF’li hastaların beslenme listesinde yerini almalıdır. D vitamini vücutta oldukça önemlidir çünkü bu vitaminin kalsiyum, kemik sağlamlığı, savunma sistemini güçlendirme ve mikrop öldürücü hücreler üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Aynı zamanda da vücutta iltihap azaltıcı etkisi bulunmaktadır.

Enfeksiyonları Azaltan Besinler,

  • Yağlardan balık yağı, zeytinyağı, ceviz yağı, avokado yağı, kabak çekirdeği yağı, fındık yağı gibi kuruyemişlerden elde edilen omega 3 bakımından zengin yağların FMF beslenmesinde çokça yeri olmalıdır .
  • Taze sebze ve meyveler bolca tüketilmelidir.
  • Protein tüketimi arttırılmalıdır: Balık, tavuk ve yağsız etler, baklagiller gibi.
  • İçecekler özellikle de su, taze sıkılmış meyve ve sebze suları ve bitkisel çaylar sık sık tüketilmelidir.

 Uzak durulması gereken Besinler,

  • Şeker
  • Abur cuburlar
  • Hazır gıdalar
  • Yağlı yiyecekler
  • Kızartmalar
  • Gazlı içecekler
  • Trans yağlar
  • Beyaz unlu yapılan yiyecekler

ÖNERİLER

  • Peynir tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Siyah çay, kahve ve asitli içecekler tüketilmemelidir.
  • Tatlı, patates, hamurlu yiyecekler akşam vakitleri tüketilmemelidir çünkü sindirimi zor olduğundan hastayı olumsuz etkileyecektir.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
NUMARANIZI BIRAKIN, SİZİ ARAYALIM!